NASA, GPS’e ihtiyaç duymadan çalışan navigasyon sistemini başarıyla test etti

Günümüzde Dünya yörüngesindeki uydular ve uzay araçları, konumlarını belirlemek ve rotalarını çizmek için büyük ölçüde GPS’e ve Dünya merkezli iletişim ağlarına bel bağlıyorlar. Ancak insanlığın uzay yolculuğunu Mars ve ötesine doğru genişledikçe bu mevcut altyapı yetersiz kalmaya başlıyor. Zira GPS, derin uzayda veya Ay yörüngesinde güvenilir bir navigasyon sağlamak üzere tasarlanmış bir sistem değil. Bu durum, gelecekteki görevler için Dünya’dan bağımsız, otonom navigasyon alternatiflerini zorunlu kılıyor. Tam da bu noktada devreye giren NASA, Starling görevi kapsamında GPS’e ihtiyaç duymadan uzay araçlarının yönünü bulmasını sağlayan, türünün ilk örneği bir navigasyon sistemi geliştirdi. Yıllardır üzerinde çalışılan bu projede bu hafta önemli bir eşik aşıldı ve sistemin başarıyla test edildiği duyuruldu. Sisteem, Uzay Araçlarındaki Mevcut Donanımı Kullanıyor
FALCON adı verilen bu yeni sistem, yeni bir donanıma ihtiyaç duymuyor. Bunun yerine hâlihazırda uzay araçlarında bulunan kameraları farklı bir amaçla kullanıyor. Normal şartlarda uzay araçları, yönelimlerini belirlemek için parlak yıldızları gözlemleyen “yıldız izleyici” (star-tracker) kameralar kullanır. FALCON sistemi ise bu kameraların kullanım amacını genişleterek, yörüngedeki diğer uyduları ve uzay çöplerini de tespit ediyor ve konum belirlemek için bunlardan yararlanıyor.
FALCON’un kullandığı sistemin temelinde, uzay aracının daha önce hazırlanmış bir “uzay objeleri kataloğu” ile kendi gözlemlerini karşılaştırması yatıyor. Proje kapsamında Starling’in sistemine yaklaşık 20 bin uzay cisminin ve bu cisimlerin öngörülen yörüngelerinin bulunduğu bir katalog yüklendi. Starling’in kameraları çevresindeki cisimleri gözlemledikçe FALCON, bunları katalogdaki bilgilerle eşleştirerek uzay aracının nerede bulunduğunu hesaplıyor. Konum hesaplandıktan sonra sadece o aracın değil taradığı diğer nesnelerin de konumu güncelleniyor.
Gerçekleştirilen üç günlük test süreci boyunca sistem, Dünya’daki operatörlerin hiçbir müdahalesi olmadan 200’den fazla nesnenin yörünge bilgisini otonom olarak güncellemeyi başardı. Hatta NASA’nın aktardığına göre, sistemin uzayda kendi başına yaptığı bu konum tahminleri, mevcut yerleşik katalog verilerinden çok daha yüksek bir doğruluk oranına ulaştı.
Uydu Sürüleri Navigasyon Verilerini Birbirleriyle Paylaşacak
NASA, bu teknolojinin birden fazla uzay aracının birlikte çalıştığı senaryolarda çok daha verimli olacağını söylüyor. Bu doğrultuda, bu yılın sonlarına doğru deneyin kapsamı genişletilecek ve Starling’i oluşturan dört uzay aracı, Era-Core yazılımını kullanarak elde ettikleri takip bilgilerini kendi aralarında paylaşacaklar. Böylece sürü hâlindeki araçlar, konumlarını kolektif olarak çok daha hassas bir şekilde belirleyebilecek.
Bu tür bir yetenek, gelecekte Ay veya Mars çevresinde faaliyet gösterecek uydu sürülerinin, Dünya tabanlı navigasyon sistemlerine hiçbir erişimi olmadan koordinasyon sağlamasına imkân tanıyabilir. Üstelik bu teknolojini navigasyon dışında da kritik uygulama alanları bulunuyor. Uzay araçlarının ve özellikle giderek artan uzay çöplerinin tam olarak nerede olduğunun daha net bilinmesi, uzay trafiğinin izlenmesi ve olası çarpışmaların önlenmesi açısından hayati bir önem taşıyor. NASA’nın Silikon Vadisi’ndeki Ames Araştırma Merkezi’nde görevli program yöneticisi Roger Hunter da elde edilen bu sonuçların yörünge trafiği denetimi ve alternatif navigasyon çözümleri için geniş çaplı etkileri olabileceğini vurgulayarak, Starling görevinin uzay teknolojilerindeki “ilk”lerine bir yenisini daha eklediğini belirtiyor.








